Mutaffifîn Suresi

سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
Defrauding • Mekke İnişli
Sesli Dinle (Mishary Rashid Al-Afasy)
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ
Meali: İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
2
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
Meali: İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
3
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
Meali: İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
4
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
Meali: Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
5
لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ
Meali: Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
6
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Meali: O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
7
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ
Meali: Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
8
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ
Meali: Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
9
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ
Meali: O, yazılmış bir kitaptır.
10
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Meali: Yalanlayanların o gün vay haline!
11
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
Meali: Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
12
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
Meali: Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
13
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Meali: Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
14
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
Meali: Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
15
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ
Meali: Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
16
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ
Meali: Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
17
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Meali: Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
18
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ
Meali: Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
19
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
Meali: O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
20
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ
Meali: O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
21
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ
Meali: O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
22
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ
Meali: İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
23
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Meali: İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
24
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ
Meali: Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
25
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ
Meali: Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
26
خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ
Meali: Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
27
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ
Meali: Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
28
عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ
Meali: Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
29
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
Meali: Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
30
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Meali: Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
31
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ
Meali: Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
32
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
Meali: İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
33
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ
Meali: Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
34
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
Meali: Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
35
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Meali: Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
36
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
Meali: Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.