Abese Suresi
سُورَةُ عَبَسَ
He frowned •
Mekke İnişli
Sesli Dinle (Mishary Rashid Al-Afasy)
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
Meali: Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
2
أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
Meali: Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
3
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
Meali: Ne bilirsin, belki de o arınacak;
4
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
Meali: Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
5
أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
Meali: Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
6
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
Meali: Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
7
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
Meali: Arınmak istememesinden sana ne?
8
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
Meali: Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
9
وَهُوَ يَخْشَىٰ
Meali: Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
10
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
Meali: Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
11
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌۭ
Meali: Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.
12
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Meali: Dileyen onu öğüt kabul eder.
13
فِى صُحُفٍۢ مُّكَرَّمَةٍۢ
Meali: O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
14
مَّرْفُوعَةٍۢ مُّطَهَّرَةٍۭ
Meali: O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
15
بِأَيْدِى سَفَرَةٍۢ
Meali: İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
16
كِرَامٍۭ بَرَرَةٍۢ
Meali: İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
17
قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
Meali: Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
18
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
Meali: Allah onu hangi şeyden yaratmış?
19
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
Meali: Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
20
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
Meali: Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.
21
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
Meali: Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
22
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
Meali: Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.
23
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
Meali: Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.
24
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
Meali: İnsan, yiyeceğine bir baksın;
25
أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّۭا
Meali: Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.
26
ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّۭا
Meali: Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
27
فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّۭا
Meali: Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
28
وَعِنَبًۭا وَقَضْبًۭا
Meali: Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
29
وَزَيْتُونًۭا وَنَخْلًۭا
Meali: Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
30
وَحَدَآئِقَ غُلْبًۭا
Meali: Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
31
وَفَٰكِهَةًۭ وَأَبًّۭا
Meali: Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
32
مَّتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
Meali: Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.
33
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
Meali: O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;
34
يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
Meali: O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
35
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
Meali: O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
36
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
Meali: O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
37
لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍۢ شَأْنٌۭ يُغْنِيهِ
Meali: O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.
38
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ مُّسْفِرَةٌۭ
Meali: O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
39
ضَاحِكَةٌۭ مُّسْتَبْشِرَةٌۭ
Meali: O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
40
وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۭ
Meali: O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
41
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
Meali: O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
42
أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
Meali: İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.