Kıyâmet Suresi
سُورَةُ القِيَامَةِ
The Resurrection •
Mekke İnişli
Sesli Dinle (Mishary Rashid Al-Afasy)
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
Meali: Kıyamet gününe yemin ederim.
2
وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
Meali: Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.
3
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
Meali: İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
4
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
Meali: Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.
5
بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
Meali: Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
6
يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
Meali: Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
7
فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
Meali: Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
8
وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
Meali: Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
9
وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
Meali: Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
10
يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
Meali: Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
11
كَلَّا لَا وَزَرَ
Meali: Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.
12
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
Meali: O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.
13
يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
Meali: O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.
14
بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ
Meali: Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
15
وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
Meali: Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
16
لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ
Meali: Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.
17
إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ
Meali: Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.
18
فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ
Meali: Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.
19
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ
Meali: Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.
20
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ
Meali: Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.
21
وَتَذَرُونَ ٱلْءَاخِرَةَ
Meali: Ahireti bırakırsınız.
22
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاضِرَةٌ
Meali: O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
23
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌۭ
Meali: O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
24
وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌۭ
Meali: O gün bir takım yüzler de asıktır.
25
تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۭ
Meali: Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.
26
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ
Meali: Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
27
وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍۢ
Meali: Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
28
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ
Meali: Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.
29
وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
Meali: Bacaklar birbirine dolaşır.
30
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ
Meali: O gün sevk Rabbin huzurunadır.
31
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
Meali: O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
32
وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Meali: O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
33
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ
Meali: O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
34
أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ
Meali: Sana yazıklar olsun, yazıklar!
35
ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ
Meali: Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!
36
أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
Meali: İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
37
أَلَمْ يَكُ نُطْفَةًۭ مِّن مَّنِىٍّۢ يُمْنَىٰ
Meali: O, katılan bir meni damlası değil miydi?
38
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
Meali: Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.
39
فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
Meali: Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.
40
أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ
Meali: Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.